1) Kapitalist-Emperyalizm
Türkiye’yi de çoktan içine almış yeni dünya düzeni; zenginlerin, ekonomik bunalımlarda yaşadıkları büyük kayıpları, halkı soyarak en aza indirme stratejisi. Son birkaç yıldır Avrupa’da başlayan ve bütün dünyayı etkileyen ekonomik krizler, patronları arayış çabalarına itmiş ve belli-belirsiz sözde yardım kurumları tarafından halkın duyguları sömürülerek alınan paralar, doğrudan kapitalistlere yardım(!) olarak geri dönmüştür, dönmektedir.
2) Duygu ve Din Sömürüsü
Bu sözde yardım özde illuminati kurumları, insanların hassas noktası olan insanlık duygularını, ama daha çok da, maalesef en hassas noktası olan dini sömürerek, hortum operasyonlarını kolayca gerçekleştirmektedir.
3) “Afrika her zaman açtı”
1.6 milyon yaşındaki 54 ülkeli bu dev sıcak kıta, yüzyıllardır açlık, yoksulluk ve salgın hastalıklarla boğuşuyor. (Acaba boğuşuyor mu, boğuşturuluyor mu?) Ve yüzyıllardır da, bu sorunlar için insanlardan yardım adı altında paralar toplanıyor. Günümüz bazlı sonuç ise hiç ileriye gidilmediği yönünde ve bugün yine paralar toplanıyor. Kadın başına doğum oranının “7″ olduğu bu ülkede, insanlara eğitim, cinsel bilgi ve sağlık bilgisi vermek yerine belli aralıklarla, özellikle buhran dönemlerine rasgetirilen aralıklarda yardım toplanmasının hangi amaçlara hizmet ettiğini tekrar düşünmemiz gerekmektedir. Yardım gönderdiğimizi sandığımız kurumlara çok dikkat etmeliyiz. Doğum oranı çok yüksek, yoksul ve hasta bir millete yardım göndermenin de, gerçekten yardım olup olmayacağını iyi irdelemeliyiz. Kontrolsüz nüfus artışı durdurulmuş, eğitimli bir Afrika mı? Yoksa geçici bir yardım sürecinden sonra, eğitimsizliğiyle doğru orantılı olarak nüfusu da hızla artmaya devam eden ve dolayısıyla da her gün daha da yoksullaşan bir Afrika mı? Tercih sizin.
4) Yardım etmeli mi? Hangi kurum?
Tabi ki kimse yardım etmeyin diyemez. Ancak bunu, bir anda ortaya çıkan, dini sömüren, yolsuzlukları ve mantıksız hareketleriyle pisliğin içine bulaşmış sözde kuruluşlarla değil, devlet ve devletlere olan güveninize bağlı olarak bunlara bağlı kurumlarla yapmamız gerekir. “Hangi kurumlar” sorusunun en net cevabı tabi ki, devletimize bağlı, Uluslararası Kızılay Kızılhaç Hareketi’nin temel ilkelerini edinmiş tek resmi kuruluş olan Kızılay‘dır. Diğeri de 1954′ten beri bu iş için çalışan Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu(UNICEF)’dur.
5) Ulusal Gündem
Yeni dünya düzeninin getirdiği KAOS ortamları, başta Ortadoğu olmak üzere ülkemizde de hiçbir zaman dindirilmeyen bir ateştir. Neredeyse meşru hale getirilen terörizm ile hergün artan şehitlerimiz, kötüye giden ekonomi, bilime sırtını dönen gençlik, her saniye yoksullaşan halkımız maalesef gündem yaratacak maddelerle uyutulmak zorundadır. Birden ortaya çıkan Afrika’ya yardım kampanyaları da buna en güzel örnektir. “Türkiye’de ekonomi büyüyor” yalanıyla, gerçeklerden soyutlanarak ve komik bir biçimde kandırılmış fakir Türk Halkı’nın bu oyunlardan kurtulabilmesi için maalesef Afrika’dan daha çok eğitime ihtiyacı vardır.
Sonuç olarak; evet, Afrika’ya yardım etmek saçmalık değildir, fakat bugünkü kafa yapısıyla “Afrika’ya yardım” bir saçmalıktan ibarettir.